Kitaplık Düzenlemesi ve E-Kitaplar isimli yazımdan kısa süre sonra kitaplığımı tekrar gözden geçirdim. Youtube’da sürekli minimalistlikle-sadeleşmeyle ilgili videolar izlemeye devam ettikçe ve blog yazıları okumaya sürdürdükçe aslında ben kitapları kendime tutsak ediyormuşum.

Nasıl mı?

Okumam gerekenler listesi yapıp hem kendi zihnimi oyalıyormuşum hem de kitapların hakkını veremiyormuşum.

Kitap istiflemekten ziyade okumayacağımı bile bile tarzıma uymasa dahi çevreden ya da online kitap sitelerinin oluşturmuş olduğu “ölmeden önce okunması gerekenler” ,“İlk 50 kitap” v.b. listelerinden etkilenip hem parama hem kendi zihnime hem de vaktime yazık etmişim.

Rahatlatıcı enstrümantal müzik açıp, kitaplığımın önüne geçip kitaplarımı seyrettim bir süre.  Tek tek süzerken ne zaman, hangi düşüncemden ya da kimin tavsiyesi üzerine aldığımı düşündüm.
Sonra kendimi sorguladım.
Ben gerçekten bunu okumak istiyor muyum ?
Okumak olmuş olmak için mi okumak istedim – istiyorum?
O an da aslında benim düşünce yapımla benimle alakası olmayan kitapları hemen fark ettim.Bir kenara ayırmaya başladım. Daha sonra aynı işlemi e-kitap okuyucumda da uygulamam gerektiğini fark ettim.Çünkü oraya da yığın yapmaya başladığımı hatırladım .
Ben kendime karşı dürüst oldukça , kendimi okumaya zorlamayarak serbest bırakarak zihnimin rahatladığını anladım.Hem bu işlemi yaparken kendime kızmaya sitem etmeye başladım hem de üzerimden yük kalmış gibi hissettim.” Niye böyle sıkıntıya soktuğumu,hiç fark etmeseydim bu beynimin arkasında çalışan bu virüsü hep taşıyacak mıydım diye diye rahatlamaya ve mutlu hissetmeye başladım.
Şu an kendimi sorgulayarak ilerliyorum .Yeni kitap gördükçe hemen almak yerine telefonuma resmini kaydediyorum .Orada okumak istediklerimi biriktirip,kitap alacağım zaman dönüp bakmayı planlıyorum.